"Üşüme geldi." dedi sessizce kulağıma. Baktım; kendi kendine bir şeyler daha zırvaladı. İçtiği onca şaraba rağmen hala ayakta olması güzel diye düşündüm. Bakışlarını tam olarak bir yere odaklamaya çalışırken verdiği mücadele beynini çoktan bulandırmıştı.
*
"Resmen yanıyorum." diye bağırdı avaz avaz. Utandım. Uykusuzluktan kalma gözleri tam bir kan çanağı... "İnanacak bir şey var mı bana?" dedi, bu sefer tonlama daha iyiydi sanki. Düşündüm; "Bok var." dedim (içimden). Elindeki yanmayan sigara her şeyin kanıtı aslında. Birkaç sendeleyen adım daha, birkaç ufak çığlıkla... Düşüncelerini tam olarak bir temele oturtmaya çalışırken yere yığıldı, temelden yıkıldı bacaklarımın yanına. "Bakacak bir şey var mı daha?" dedim, bu sefer sesim çıktı. Kafasını kaldırmaya teşebbüs etti. İçinden neler sayıklıyor acaba?
*
"Kapat kapıyı, çıkmayalım dışarı." derken gözleri dışarıda, kafası topraktan çıkma. Kapıyı kapattım, hem sıcak hem de soğuk aynı anda. Sessizce bağırdı kulağıma; "Şu kilitler de olmasa"