16 Temmuz 2013 Salı

İç Seslilik


Kendimizi tanıttık önce. Sonra usul bakışlarla birbirimizi tarttık. O masanın bir ucunda, ben masanın diğer ucunda. Konuşmak pek bir anlamsız bu aralar. “Ne desek de uzansak” vari bakışlar çok tanıdık. Aynı avın peşine düşen iki farklı çita... Paylaşmasını bilmeyen bakışlar. Paylaşmasını bilmeyen insanlar. “Biz” dedim. “Biz” dedi.  Kendimizi kıçı kırık bardaklardaki derinliğe vermeye çalışsak nasıl olur? Aklım... ne olduğunu bilmiyor. Haklı... Sessizlikten korkmaya gerek yok, hele kalabalıklar arasında. Çoğu yalnız değil düşüncelerimin. Onları başka dudaklardan duymak hoşuma gidiyor. Sıradanlık, sırada olmak. “Beklemek” üzerine kaç saattir bir şey yazamadım. Yazmayı mı bekledim? “Soru işareti” ürkütmesin aklındaki kaçık noktalamaları. Bırak! Hayat yaşamaya değecek kadar anlamsız belki de. Ya da yaşayıp görmemeye yetecek kadar umursamaz. Her şeyin sonunda sevişmeye yetecek kadar aklımız kalacak mı? Masanın diğer ucu... Düşünceler ne kadar aynı kalabilir? Hareket: yapmayı istediğim şeyleri aklıma sektiren mekanizma. Delilik: “(h)aklı kazanım.” Farkında değilsin! Kendimizi tanıttık önce. Sonra usul bakışlarımızı birbirimize köle ilan ettik. Sabah kalktık, gece kalktık. Sabah uyandık, gece hiç uzak değildi ve biz ölmüştük.

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Zor yutulan ve sağlam tutulan %50

Bugün bir kişi daha öldü, bir can daha alındı. Bir fidan daha açamadan katledildi.

''Devlet büyükleri'' gereken çağrıyı haftalar öncesinden yapmıştı halbuki... ''%50'yi evlerinde zor tutuyoruz.'' O zaman da demiştim: Eğer bu %50 boyunlarına tasma takılmış bir şekilde evde bekleyecek kadar kör ve ''sahibe muhtaç'' ise, sokaklar bu bilinçsiz şiddet yanlılarının yaranma meydanı olabilirdi... Ve oldu. Eli sopalı ama ''yüreği'' AK gruplar bir can aldı. Daha 19 yaşında bir can. Ali İsmail Korkmaz.

%50'yi zorla evinde tutanlar; görevlerini başarıyla yerine getirdiler. Bizim ülkenin adetidir; fatura şahıslara kesilir. Devlet işin içinden çıkar.

Katil kim? Cehalet ile yetiştirdikleri bir nesli kiralık katil gibi kullanan ''devlet büyükleri'' mi?, yoksa faiz lobisi ve dış mihraklar mı?

31 Mayıs'tan beri gördüğümüz bütün senaryolar tekrarlanacak. ''Kameralar bozuk. Direnişçilerin attığı taşla öldü.'' ''öyle oldu, şöyle oldu...'' Medya sessiz kalacak; korkacak, ''penguenlere'' ihtiyaç duyacak. Yayımlayamayacak, konuşamayacak, duyamayacak, yazamayacak. Ethem Sarısülük'ü öldürenler nasıl şimdi onun ailesini tehdit ediyorsa, onlara da en ufak bir yayında aynısı yapılacak.

Sistemin adı: Korkut-İşlet-Devlet

Sizin iç savaş çağrılarınız işe yaradı. Zorla tutulan %50'ye zorla yutturuldu ''dinsizler, ülkeyi bölecekler, alkolik bunlar...'' yalanları.

Zaten yaşadığımız ''refah'' seviyesi yüksek olan ülkemizde katiller ve tecavüzcülerin Başbakan tarafından ne kadar sağlam tutulduğunu biliyoruz. Hem de, ''iyi biliyoruz.'' Sağlam tutulan %50'yi en iyi biz biliyoruz!